Türkiye Ekonomisi

Revizyon da Bizi Görecek mi?

ilk_görsel

Hüseyin Ekrem Cunedioğlu ve Mustafa Eray Yücel*

Bir pırlantayı cut (kesim), carat (karat, kırat, büyüklük), clarity (berraklık, lekesizlik) ve co-lor (renk) olmak üzere dört C ile kimliklendirebilirsiniz. Bir istatistik daha fazlasını istiyor. Tam beş C’si var. Condensed (yoğunlaştırılmış) olmalı, contextualized (bağlamsallaştırılmış) olmalı, calculated (hesaplanmış) olmalı, categorized (tasnif edilmiş) olmalı ve corrected (düzel-tilmiş) olmalı. Hakikaten ciddi iş. Burada önce iki ayrı William’dan söz etmek lazım.

Rivayet o ki, 1066’dan sonraki yıllarda Normanların İngiltere’deki zaferini müteakip, İngil-tere Kralı 1. William kendisine tabi toprak sahiplerinden mülkiyetlerindeki arazilerin ve diğer varlıkların bir dökümünü istiyor. İş bununla kalmıyor, toprak sahiplerinin Kralın önünde ant içmeleri de gerekiyor. Sayım (census) süreci vergi denetiminin sınırlarını aşıp siyasi gücün bir yansıması olarak işte karşımızda ve açıkçası bununla pek sorunumuz yok.… Yazının Devamını Oku

Sürprizci Enflasyon

intro

Her iktisat mezunu en azından arkadaş kitlesinin ve akrabalarının ekonomisti olmakla mükelleftir. Bu olay henüz lisans sürecinde ebeveynlerin ya da büyük eniştenin “parayı neye yatırsak”, “dolarları satayım mı”, “altın sence ne olur” gibi sorularıyla başlar. Ben 2005’te iktisat lisans eğitimime başladığımdan, 2005’ten beri bu tür sorularla karşılaşıyorum. Ancak son iki senedir benim soru soran kitleme bir şeyler oldu, bir şeyler değişti beni ekonomist kılan insanlarda. Yaşlıca bir akrabam FED kararlarının avro-dolar paritesi üzerindeki olası etkilerini sordu mesela. Yok artık, diyesim geldi ama yutkunduktan sonra elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Bugün de birkaç arkadaşım ve marketteki kasiyer Arzu abla Şubat ayı enflasyonu ile ilgili soru yağmuruna tuttu beni. Beni en çok şaşırtan, marketteki ablanın enflasyon verisinin açıklandığını benden önce bilmesiydi. Utandım, verileri bilmediğimden cevap da veremedim.… Yazının Devamını Oku

Kültür Mantarı

resim 1 (kaynak wikimedia.org)

Başlığı gördüğünüzde aklınıza geçen günlerde üzülerek takip ettiğimiz doğada zehirli halde bulunan mantarlar gelse de bu sefer konu biraz farklı. Türkiye İstatistik Kurumu daha önce “Kültür İstatistikleri” başlığı altında yayınladığı kültürel miras istatistiklerini bugün ilk defa ayrı bir başlık olarak yayınladı. Kültürel miras alanında 2010-2014 dönemine ve 2014 yılına ilişkin ayrıntılı sonuçlara yer verilen bültenin sonuçlarının kamuoyuna daha erken ve ayrıntılı ulaştırılması amacıyla ayrı bir başlık altına taşındığı ifade edilmektedir [1].

Tarih boyunca birçok uygarlığı misafir etmiş ülkemizde 2010 yılında 334 olan toplam müze sayısı 2014 yılı sonu itibarıyla 392’ye yükselirken Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerin sayısı 185’ten 192’ye; özel müzelerin sayısı ise 149’dan 200’e yükseldi. 2010-2014 döneminde Bakanlığa bağlı müze sayısı %3,8 oranında artarken özel müzelerin sayısı ise %34,2 oranında artarak dikkat çekti.… Yazının Devamını Oku

Neye Göre, Kime Göre 2: Nasıl Bir İhracat İstiyoruz?

resim1

2 Mart sabahı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin bir gün önce açıkladığı Şubat ayı ihracat verilerini yorumlamak üzere bilgisayarımın başındaydım. Yorumlamaya başlamadan önce açıklanan verilerin basında ya da sosyal medyada nasıl yer aldığına bakmak istemiştim. Bir haber kanalının web sayfasındaki ihracatla ilgili haber başlığı dikkatimi çekti: İhracat verilerinde artış. O ana kadar, “neye göre, kime göre” adlı yazı dizimde ihracat konusuna değinmeyi planlamıyordum. Başlıkta bir hata vardı, çünkü Kasım 2014’ten beri Türkiye’nin ihracatı bir düşüş dönemine girmişti. Haberin başlığında Şubat 2015 ihracatında artış olduğu belirtiliyordu ama haber metninde bir önceki yılın aynı ayına göre düşüşten bahsediliyordu. Artan neydi peki? İhracat verilerine yeni bir gözlem eklenmesinin sevincini mi paylaşmıştı haber kanalımız okurlarıyla? Şaka bir yana, bir yazım hatası vardı ve bu hatayı sonradan düzelttiklerini kontrol ettim (Şekil 1).… Yazının Devamını Oku

Hedef Ülkeler Ne Kadar Hedef?

Resim1 (santoshkori.com)

1990-1999 döneminde yıllık ortalama %8,8 oranında artan ihracatımız 2000li yılların ilk on yıllık döneminde ise yıllık ortalama %15,2 oranında artış göstermiştir. 2003 yılında yıllık %31 oranında artan ihracatımız 2004 yılında da %33,7 oranında artarken 2007 ve 2008 yıllarında da sırasıyla %25,4 ve %23,1 oranlarında artış göstermiştir. Özellikle 2000’li yıllardaki ekonomik büyümemizin lokomotifi olan ihracatımız kendisine ulusal strateji ve politika dokümanlarında da yer bulmuştur.

Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonunda Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğinde hazırlanan ve Yüksek Planlama Kurulu’nun 6/6/2012 tarihli ve 2012/8 sayılı kararı ile yürürlüğe giren “2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı”nın vizyonu ilgili politika metninde “Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında 500 milyar dolar ihracata ulaşarak, ülkemizin dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasının sağlanması” olarak belirlenmiştir [1].… Yazının Devamını Oku

(K)atkısı (O)ldukça (B)üyük (İ)şletmeler – II

resim1 (istesob.org.tr)

Ülkemizin gündemini takip etmekten bitap düşüyoruz şu sıralar. Bu koşturmacanın arasında çoğunluğumuzun biraz da olsa soluklanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Siz de benim ile aynı fikirdeyseniz az sonra, 19 Şubat tarihinde yine buradan sizinle paylaştığım “(K)atkısı (O)ldukça (B)üyük (İ)şletmeler” [1] başlıklı yazının bir devamı niteliğinde olan aşağıdaki satırlarda özetle KOBİlerin dış ticaretteki ağırlığının gerilediğini ve giderek tabana yayıldığını okuyacaksınız.

Bir önceki yazıda olduğu gibi bu çalışmaya da KOBİlerin dış ticaretteki yerlerinin altını çizerek başlayalım. TÜİK’in her yıl açıklamakta olduğu “Girişim Özelliklerine Göre Dış Ticaret İstatistikleri”ne [2] göre 2014 yılında KOBİlerin toplam ihracat içerisindeki payı %56,5 oranında gerçekleşirken toplam ithalat içerisindeki payı ise %37,8 oranında gerçekleşmiştir. Söz konusu bu iki pay 2013 yılında sırasıyla %59,2 ve %39,9 idi.
2012 yılında %62,6 ile en yüksek seviyesini gören KOBİlerin toplam ihracat içerisindeki payı TÜİK’te verisi bulunan 2009-2014 döneminde 2014 yılındaki %56,5 değeri ile en düşük değerine sahip olurken 2010 yılında en yüksek değerini gören KOBİlerin toplam ithalat içerisindeki payı yine 2014 yılında en düşük değerine sahip olmuştur.… Yazının Devamını Oku

Elektriksiz Bir Günün İktisadi ve Toplumsal Anlamı [*]

Haber sitelerinin 24 Ağustos 2015 tarihinde geçtikleri haberlere göre, bugün (26 Ağustos 2015 Çarşamba günü) İstanbul’da Beykoz, Şile, Üsküdar, Tuzla, Ümraniye ve Pendik’in bazı mahallelerine elektrik verilemeyecek. Habere göre, İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ’den yapılan açıklamaya göre, Beykoz’da 09.00-18.00’de, Şile’de 09.00-12.00’de, Üsküdar’da, 09.00-13.00’te Tuzla’da 09.00-17.00’de, Ümraniye’de ise 08.00-18.00’de, Pendik’te 09.00-14.00’de elektrik alamayacak.

Elektrik kesintisinin pek çok anlamı ve etkisi var. Bunu en belirgin biçimde 31 Mart Salı günü tüm Türkiye’de yaşanan uzun süreli kesinti ile çok daha belirgin bir biçimde hissettik. Bu konu üzerine tatmin edici açıklamalar yapılmamış ve özellikle insan kaynaklı afetlerin bir çeşidi olarak nitelendirilebilecek aksaklığın etkilerinin sorgulanması amacıyla kaleme alınan ve İktisat ve Toplum Dergisi’nin Mayıs-2015’te yayımlanan 55. Sayısında yer alan yazıyı bu güncel haberin verdiği motivasyon ile sizlerle paylaşıyoruz.… Yazının Devamını Oku

Dış Ticaret Kan Kaybediyor

Bilindiği gibi, resmi dış ticaret istatistikleri takip eden ayın son iş günü Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanırken ayın ilk iş günü ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ayrı ayrı olarak geride bırakılan ayın geçici dış istatistiklerini yayınlıyor. TİM tarafından birlik onay koduna tabi dış ticaret istatistikleri açıklanırken geriye kalan birlik onay koduna tabi olmayan işlenmemiş kıymetli maden ihracatı, bedelsiz ihracat, deniz ve hava taşıtlarına yapılacak teslimat kapsamında ihracat vb. kayıtları içeren geçici dış ticaret istatistikleri ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanmaktadır [1].

TÜİK’in açıkladığı resmi dış ticaret istatistiklerine göre [2] ihracatımız Haziran ayında %6,9 oranında azalırken ithalatımız ise %12,5 oranında düşüş göstermiştir. Yılın ilk yarısı itibariyle 2014 yılının aynı dönemine kıyasla ihracatımızda %8,2 oranında düşüş gözlemlenirken dış ticaret hacmimiz ise %9,8 oranında azaldı.… Yazının Devamını Oku

Kime Göre, Neye Göre?

figure 1

Karnesini gören babası kendisine kızmadan önce, “iki dersten kaldım ama Seyit Amca’mın oğlu Süleyman dört dersten kalmış” diyen küçük Orhan… 2015 Şubat ayı ihracatı bir önceki aya ve bir önceki yılın aynı ayına göre düşmüş olmasına rağmen “ihracat verilerinde artış” diye başlık atan gazete… Büyümenin yavaşladığı dönemde “biz az büyüyoruz ama Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Kolombiya hep bizden daha az büyüyorlar” diyen ekonomistler… Bu örneklerdeki ana aktörler davranışları nedeniyle yukarıdaki karikatürün aktörü Harun’la benzerlik sergiliyor. Hepsi göreliliğin sağlam duvarının arkasına saklanıyor. Unutulmaz Türk filmlerinden Banker Bilo’da, Maho’nun Bilo’ya attığı her kazık sonrası kullandığı efsane replik geliyor hatırıma: “Yaptım, ama hele bir sor niye yaptım”. Örneklerdeki aktörlere ekonominin/karnenin/ihracatın durumu neden kötü diye bir soru sorsak, “kötü, ama hele bir sor neden kötü” diye bir cevap alırız kuvvetle muhtemel.… Yazının Devamını Oku

Yar Bana Bir Tatil Medet!

önecikangorsel_(eccireland.ie)

“Bu satırları, artık tropikal yağmurlarına alıştığımız Ankara’da, tatil hayalleriyle yanıp tutuşan biri olarak yazıyorum. Umarım sıcak kumlar ayaklarını çok fazla acıtmıyordur. Güneşe dikkat et, denizde de çok derinlere gitme. İmza: Bir Dost”

Tatil aşkıyla yanıp tutuştuğumuz (en azından benim yanıp tutuştuğum) şu günlerde ülkemize bir de turizm penceresinden bakalım istedim. TÜİK’in çeyreklik olarak yayınladığı Turizm İstatistikleri’nde, ülkemizi ziyaret eden kendi vatandaşlarımız ve yabancılar ile yurtdışına çıkış yapan vatandaşlarımızın birçok kategoriye göre istatistikleri kolaylıkla bulunabilir [1]. İşte biz de bu sefer bu istatistikleri bir kurcalayayım dedik; bakalım ne çıkacak.
En eski veri 2001 yılına kadar gidiyor. 2001 yılında ülkemizi 13,5 milyon kişi ziyaret etmiş ve bu yılda toplam turizm gelirimiz 10,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş; söz konusu yılda ülkemizi ziyaret edenler ziyaretleri boyunca ortalama 777$ harcama yapmış.… Yazının Devamını Oku