Türkiye Ekonomisi

Yar Bana Bir Tatil Medet!

önecikangorsel_(eccireland.ie)

“Bu satırları, artık tropikal yağmurlarına alıştığımız Ankara’da, tatil hayalleriyle yanıp tutuşan biri olarak yazıyorum. Umarım sıcak kumlar ayaklarını çok fazla acıtmıyordur. Güneşe dikkat et, denizde de çok derinlere gitme. İmza: Bir Dost”

Tatil aşkıyla yanıp tutuştuğumuz (en azından benim yanıp tutuştuğum) şu günlerde ülkemize bir de turizm penceresinden bakalım istedim. TÜİK’in çeyreklik olarak yayınladığı Turizm İstatistikleri’nde, ülkemizi ziyaret eden kendi vatandaşlarımız ve yabancılar ile yurtdışına çıkış yapan vatandaşlarımızın birçok kategoriye göre istatistikleri kolaylıkla bulunabilir [1]. İşte biz de bu sefer bu istatistikleri bir kurcalayayım dedik; bakalım ne çıkacak.
En eski veri 2001 yılına kadar gidiyor. 2001 yılında ülkemizi 13,5 milyon kişi ziyaret etmiş ve bu yılda toplam turizm gelirimiz 10,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş; söz konusu yılda ülkemizi ziyaret edenler ziyaretleri boyunca ortalama 777$ harcama yapmış.… Yazının Devamını Oku

Bu Üretim Yapısı ve İhracatla Ancak Bu Kadar

şekil 1

2023’e 9 kala Türkiye, 25000 ABD Doları kişi başına milli gelir hedefinin hala çok uzağında. Hedefe ulaşabilmemiz için kişi başına milli gelirin 2014-2023 döneminde yıllık ortalama %10,3 hızla büyümesi gerekiyor. 2001-2008 dönemine baktığımızda 7 yılda  kişi başına milli gelirini 3,4 katına (yıllık bileşik %19,9 büyüme) çıkarabilen, 2008-2014 dönemine baktığımızda ise 6 yılda 10283 ABD Doları’ndan 10482 ABD Doları seviyesine çıkabilmiş bir ülke ile karşılaşıyoruz. İçinde küresel krizi de barındıran bu son 6 yıllık performans, “2023 hedefleri iyi, hoş ama orta gelir tuzağına mı takıldık acaba” sorusunu akla getiriyor.

Orta gelir tuzağı literatürü, tuzağın nedenleri ve çözüm yolları açısından temelde üç gruba ayrılabilir: 1) eğitim ve doğru kurumlar 2) ihracatın sektörel yapısının değiştirilmesi ve 3) proaktif devlet aracılığıyla sanayinin iyileştirilmesi. (Kanchoochat ve Intarakumnerd, 2014[1]) Bu kısa notta ikinci grubun tezine odaklanılarak, ihracatın sektörel dağılımındaki değişimlerin Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin büyüme potansiyeline etkisi ölçülmektedir.… Yazının Devamını Oku

Kentte Yaşayan Kira, Kırda Yaşayan Gıda Derdinde

onecikangorsel (hakimiyet.com)

Üzerinden 72 yıl geçmiş, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşi’sini bizimle tanıştırmasının üzerinden. Malumunuz, bir piramit şeklinde resmedilen hiyerarşinin tabanını fizyolojik gereksinimler oluştururken yukarı doğru çıkıldıkça sırasıyla güvenlik gereksinimi, ait olma, sevgi ve sevecenlik gereksinimi, saygınlık gereksinimi ve kendini gerçekleştirme gereksinimi yer almakta [1]. Peki her aybaşında elimize geçen gelirimizin ne kadarını bu ihtiyaçlarımızın tamamını etkin bir şekilde giderebilmek için harcayabiliyoruz? Bu sorunun cevabını TÜİK’in açıkladığı Tüketim Harcama İstatistikleri’nde [2] aramaya çalışacağız hemen aşağıda.
En güncel veri olan 2013 istatistiklerine göre Türkiye genelinde ortalama bir hanehalkı aybaşında eline geçen gelirinin dörtte birini konut ve kira giderlerine ayırıyor. Barınma giderlerini %20’lik pay ile gıda ve içecek giderleri izliyor. Buraya kadar ihtiyaçlar hiyerarşimizde bir sıkıntı yok gibi. Gelirimizin neredeyse yarısını barınmaya ve beslenmeye ayırıyoruz. Ülkemizde ortalama bir hayata sahip Ahmet Amca kazandığı 100 liranın yarısını barınma ve beslenme ihtiyaçlarına harcarken 17 lirasını ise bir yerden bir yere gitmek için yani ulaştırma hizmetlerinde harcıyor.… Yazının Devamını Oku

Bu Gelişmiş Ülkeler de, Ha Bire Başımıza İcat Çıkartıyorlar!

patented

Aslında bu yazı, ileri teknolojinin hayatımızı nasıl değiştirebileceğine dair, Jetgiller kıvamında ve eğlenceli bir değerlendirme olacaktı. Ancak yazıya başladıktan sonra fark ettim ki, böyle bir değerlendirme küresel inovasyon ortamına dair bir değerlendirme olmaksızın pek çok okuyucu için havada kalacak. Eğlenceli fütürizm başka yazıya kalsın, bugün rakamlarla konuşalım.
“Yenilikçiliğin ve teknolojik gelişimin kaynağı ABD ve kalkınmış ülkeler” diye boşuna söylenmiyor. Açıkçası, icat çıkartmakta üstlerine yok. 2013 ve öncesinde, ABD Patent ve Marka Ofisi’nden alınan toplamı 5,5 milyon teknoloji patentinin %56’sını ABD’li şirketler almış. Geriye kalan %44’ün dağılımı da, yenilikçiliğin ve icat çıkarma meselesinin bir kaç ülkenin tekelinde olduğuna işaret ediyor. Japonya, ABD’deki patentlerin %17’sini, Almanya %7’sini almış. Yani, üç ülke, alınan her beş patentten dördünün sahibi (Şekil 1).… Yazının Devamını Oku

Ankara Yüksek Teknoloji İhracatında Türkiye’nin Önünde

1Brem_Exp

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı istatistiklere göre Ankara, 2014 yılında en fazla ihracat yapılan beşinci şehrimiz olarak karşımıza çıkıyor. 2013 yılında 151,8 milyar dolar olan toplam ihracatımız 2014 yılında %3,8 oranında artış ile 157,6 milyar dolara yükselirken Ankara’nın ihracatı ise aynı dönemde %5,6 artış ile 7,7 milyar dolardan 8,1 milyar dolara yükseldi.

Eski Roma’da yaşamış düşünür ve devlet adamı Seneca, kalitenin miktardan çok daha önemli olduğunun altını çizmiş. Nitekim özellikle ihracat kavramı için miktardan ziyade kaliteyi sürdürülebilir bir şekilde artırabilmek daha etkin bir politika olarak kabul edilmektedir [1].

TÜİK’in ISIC sınıflaması için yayımladığı resmi istatistikler ve OECD’nin imalat sanayi ürün gruplarının teknolojik sınıflaması için yayımladığı anahtar tablo kullanılarak yapılan hesaplamalara göre 2014 yılı sonu itibariyle ülkemizde yüksek teknoloji ihtracatının toplam ihracat içerisindeki oranı yalnızca %3,2 (Tam bu satırları yazarken açıklanan Mart 2015 istatistiklerine göre söz konusu oran %3,7 olarak gerçekleşti).… Yazının Devamını Oku

Serde Güvensizlik Var

resim 1

“Ekonomik Güven Endeksi, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliği ile yürütülen Tüketici Eğitim Anketi sonuçlarından üretilen tüketici güven endeksi, TCMB tarafından hesaplanan reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi ve TÜİK tarafından hesaplanan hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörü güven endeksleri ile hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.” [1]

Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi web sitesinde dolanırken (evet, böyle de rafine zevkleri olan bir insanım) yukarıdaki ifade dikkatimi çekti. 2015 yılıyla beraber TÜİK ülkemiz için ekonomik güven endeksi duyurmaya başladı. Gerek tüketici kesiminin, gerek reel kesimin ve  gerekse de ekonomideki diğer dinamiklerin işlendiği endeksleri baz alarak hesaplanan ekonomik güven endeksinde –yukarıda belirtildiği gibi- 100 değeri ekonomik duruma ilişkin görünüm için eşik pozisyonunda.… Yazının Devamını Oku

8760 km Uzakta Kurulu Japon Emeklilik Fonunun Türkiye İle Ne İlgisi Olabilir?

money

Kaynak: Project Assistants

Çok ilgisi olabilir, hemen anlatayım. Japonya ekonomisi 4,9 trilyon dolarlık hacmi ile ABD ve Çin’in ardından dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi [1]. Bu ekonomideki her türlü gelişmenin küresel yansımaları olması kaçınılmaz. Bu ekonomideki yakın zamanlı gelişmelerden biri, büyümeyi destekleyici strateji kapsamında, Emeklilik Yatırım Fonu’nda [2] reform yapılmasına karar verilmesi [3]. Mevcut durumda fonda biriken tutar 1,2 trilyon dolar civarında ve bu meblağ fonu dünyanın en büyük emeklilik yatırım fonu konumuna taşıyor. Önce biraz geri plan bilgisi vereyim, ne ile karşı karşıya olduğumuz net anlaşılsın.… Yazının Devamını Oku