Uluslararası İktisat

Anne Ben Muhafazakar Oldum

fv_12may2017

Üç çeşit sermaye var: İlki beşeri sermaye. Kişinin bilgi, beceri kazanmak için yaptığı eğitim harcamaları. İkincisi fiziki sermaye. Cebinizdeki para, sahibi olduğunuz ev, kolunuzdaki bilezik. Üçüncüsü de sosyal sermaye. Judson Hanifan 1917’de kullanmış bu terimi ilk kez. Popülerleşmesi James Coleman ile oluyor. Tanımını da John Field’dan alalım: “Gerçekte veya uygulanmada karşılıklı tanışıklık ve tanımaya dayalı olarak az ya da çok kurumsallaşmış, uzun ömürlü iletişim ağına sahip olması nedeniyle, bir bireyin veya bir grubun haklı olarak hissesine düşen kaynakların bir toplamı”(1). Yani kolunuzdaki saatten, kiminle sevgili olduğunuza; üzerinizdeki kıyafetten, nasıl bir bıyık bıraktığınıza kadar pek çok şey bu sermayenin ürünleri. İddia şu: “Kişiler arasında örgütlenme ve birbirlerine duydukları güven ile o toplumun zenginliği arasında pozitif bir korelasyon vardır“(2).… Yazının Devamını Oku

Küresel Ekonomiye Bir Vitamin Takviyesi Olarak Küresel Ticaretin Kolaylaştırılması

ilk-gorsel

Küresel ekonomileri geçmişten bu yana incelendiğinde, ekonomik büyüme ve refah artışının –şüphesiz bazı hususlarda şerh koymak kaydıyla– uluslararası ticaretin daha kolay yapıldığı dönemlere rastladığı rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Kolay ticaret dendiğinde gümrük kapılarının sonuna kadar açıldığı, emniyet ve güvenlik kaygılarının bir tarafa bırakıldığı ütopik bir dünyadan bahsetmiyoruz tabi ki. Özellikle son 200 yıllık dünya ekonomisine bir göz attığımızda; ülkelerin sadece kendileri için en iyi olacağını düşündüğü korumacı politikaları yoğun bir şekilde uyguladıkları dönemlerin uzamasının, aslında bu politikaların kısa vadede uluslararası ticaret ve refah artışı için, uzun vadede ise kendi ekonomileri için pek de fayda getiren bir husus olmadığı karşımıza çıkıyor.

Adam Smith Mutlak Üstünlükler Teorisi’nde dış ticaretin ihracat ve ithalat bileşenlerinin her ikisiyle beraber ülke refahını artıran bir husus olduğunun altını çizmiştir. Serbest ticaretin doğduğu topraklar olarak kabul edilebilen İngiltere’de Smith’in de dâhil olduğu liberal akım dış ticaretin zenginlik ve refah için kilidi açan bir anahtar rolüne sahip olduğunu ifade ederken, İngiltere’de dahi zaman zaman kendisini farklı perspektifler ile gösteren korumacı politikalar yerel dinamiklerde sanayiyi koruma görevini üstlense de küresel dinamizmi sekteye uğrattığı da göz ardı edilemez.… Yazının Devamını Oku

Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 2

Global Governance

‘Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 1’ başlıklı yazımda, küresel düzeydeki karmaşık ortamın adil bir küreselleşmeyle mi, yoksa küreselleşmeden dönüşle mi sonuçlanacağı sorusundan yola çıkmıştım. O değerlendirmede, küreselleşmeden dönüş anlamına gelebilecek ulusal reflekslerin sıklaşmaya başladığına dikkat çekmiştim: Ulus-ötesi pratikler ve anlamlar bir yandan sürüyor olsa da, diğer bir yandan ulusal temalar ve politikalar, bütünsel bir şekilde olmasa bile, önemlerini gösterecek şekilde gündeme gelebilmektedir. Devam niteliğindeki bu yazımda ise, küresel gerilimlerin katılımcı ve adil olarak çözülmesi konusunu değerlendirmekteyim.

Küresel çaptaki ekonomik, kültürel ve politik sorunlara yönelik katılımcı çözümün kurumsallaştırılabilmesi anlamıyla öne çıkan kavramlardan biri, küresel yönetimdir.

Küresel yönetim (global governance) kavramı [1], uluslararası kuruluşların daha etkin bir yönetim anlayışıyla kurumsallaşmasını ifade etmektedir. Stefan Schirm, küresel yönetim anlayışına ilişkin dört farklı yaklaşım olduğunu ileri sürmektedir [2].… Yazının Devamını Oku

Aman Petrol, Derdime Bir Çare!

öne çıkan görsel (quiet-environmentalist.com)

Hepimizin takip ettiği gibi petrol fiyatları 2014 yılının ortalarından itibaren keskin bir düşüş eğilimine girdi ve son dönemlerde 11 yıl önceki fiyatlarına denk seviyelerde işlem görmekte. Öyle ki, Brent petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 37 dolardan işlem görürken bu seviye en son 9 Temmuz 2004 tarihinde görülmüş.

Grafik 1: Brent Petrolün Amerikan Doları Cinsinden Varil Fiyatı

grafik1

Kaynak: Thomson Reuters

WTI petrol fiyatı ise Brent petrole benzer bir eğilim izlemiş ve bugün itibarıyla o da 37 dolardan işlem görüyor. WTI petrolünün varil fiyatı 5 Mart 2004 tarihinde de 37 dolar seviyelerindeydi (Brent ile WTI petrollerinin varil fiyatlarının bu denli birbirine yakınlaşması, başka bir çalışmanın konusu olarak değerlendirilecektir).… Yazının Devamını Oku

Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 1

Deglobalization

‘Hava kurşun gibi ağır’ deyişinin düşündürdüğü gibi, dünya yine zor zamanlardan geçiyor. Üretim ve ticarette daralmalar, çalışma koşullarının ağırlaşması, yoksulluğun artması, göç dalgaları, teknolojik ve sosyal riskler, politik, kültürel ve askeri çatışmalar gibi toplumsal sorunlar, küresel düzeyde gündemin baş konuları olarak göze çarpıyor. Özellikle politik solun bir savı olarak, bütün bu sorunların kapitalist küreselleşmenin eşitsiz ve düzensiz yapısının sonucu olduğu düşünülebilir. Bu süreçten çıkış yolu adil bir küreselleşme midir; yoksa küreselleşmeden dönerek yeniden ulus-toplum ya da ulus-devlet inşası mıdır? Bu soruya verilecek yanıt, küreselleşme tanımlanırken ulus-devletin konumunun ne olduğuyla ilişkilidir.

Küreselleşme olgusunu anlamak için ulus-devlet kurumuyla ilgili şu iki kavrama bakmakta yarar vardır: ‘Uluslararası’ ve ‘ulus-ötesi’…… Yazının Devamını Oku

İyi Sonuç İyi Başlangıcın Ürünüdür

öne çıkan görsel (prlog.org)

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, öbürleri de yanlış gider.
Giordano Bruno

Klişe gibi gelse de hepimiz biliriz ki başlamak bitirmenin yarısıdır. Yola çıkmadan önce etraflıca düşünülüp tasarlanıp da atılmış sağlam bir adım, sıradaki adımların da en az aynı sağlamlıkta birbirinin peşi sıra geleceğinin habercisi gibidir. Hayatın her alanında bir işe kalkışırken başlangıcı güzel yapmak isteriz. 1 Ocak’ın ilk saniyelerini en güzel anlardan biri yapmak isteriz, yeni yıla nasıl başlarsak öyle gider diye. İlk iş günümüzü en güzel şekilde bitirmek isteriz, yine nasıl başlarsak öyle gider diye. İşte sadece bireyler değil ülkeler de bu başlangıç konusunu hayli önemsiyor artık. Hele ki konu bir de işe başlangıç ise…

Dünya Bankası her ayın güz aylarında ülkelerin işe başlayış performanslarını ölçtüğü Doing Business Raporu’nu yayınlıyor; seçilmiş kriterlerin sistematik bir şekilde ağırlıklandırılmasından sonra ülkelerin işe başlayış süreçlerini ne ölçüde başarı ile yürüttükleri ile ilgili bir endeks ortaya koyuyor [1].… Yazının Devamını Oku

Neye Göre, Kime Göre 2: Nasıl Bir İhracat İstiyoruz?

resim1

2 Mart sabahı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin bir gün önce açıkladığı Şubat ayı ihracat verilerini yorumlamak üzere bilgisayarımın başındaydım. Yorumlamaya başlamadan önce açıklanan verilerin basında ya da sosyal medyada nasıl yer aldığına bakmak istemiştim. Bir haber kanalının web sayfasındaki ihracatla ilgili haber başlığı dikkatimi çekti: İhracat verilerinde artış. O ana kadar, “neye göre, kime göre” adlı yazı dizimde ihracat konusuna değinmeyi planlamıyordum. Başlıkta bir hata vardı, çünkü Kasım 2014’ten beri Türkiye’nin ihracatı bir düşüş dönemine girmişti. Haberin başlığında Şubat 2015 ihracatında artış olduğu belirtiliyordu ama haber metninde bir önceki yılın aynı ayına göre düşüşten bahsediliyordu. Artan neydi peki? İhracat verilerine yeni bir gözlem eklenmesinin sevincini mi paylaşmıştı haber kanalımız okurlarıyla? Şaka bir yana, bir yazım hatası vardı ve bu hatayı sonradan düzelttiklerini kontrol ettim (Şekil 1).… Yazının Devamını Oku

İpek Yolu’nun Geri Dönüşü

20. yüzyılın en büyük olayı nedir? Öncelikle bir web sitesindeki listeyi incelemenizi öneririm; bu liste size bazı ipuçları verebilir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşadığımız iki büyük dünya savaşı ve bir soğuk savaş ilk akla gelen adaylardan. Teknolojik gelişmeler de yüzyıla damga vuran bir diğer gelişme. İnternet altyapısı ışık hızında küresel haberleşmeyi ve bilgi paylaşımını sağlıyor. İnsanoğlunun uzaya çıkması, aya ayak basması da büyük bir gelişme kuşkusuz.

Ama bence küresel dengelerden bahsediyorsak aşağıdaki harita 20. yüzyılda dünyadaki en önemli olayını gösteriyor. Mavi noktalar, haritanın farklı zaman dilimlerindeki iktisadi ağırlık merkezini temsil ediyor. Gördüğünüz gibi Doğu’da başlayan serüven gittikçe Batı’ya kayıyor. Bu kayma 500 yıl önce başlıyor.

görsel 1

O dönemde ne oldu? Tarihi İpek Yolu dediğimiz, büyük Doğu-Batı ticaret hattı işlemez hale geldi. Yüzlerce yıl boyunca dünyanın büyük bir kısmındaki ticareti, fikir ve kültür akışını sağlayan hat durdu.… Yazının Devamını Oku

Hedef Ülkeler Ne Kadar Hedef?

Resim1 (santoshkori.com)

1990-1999 döneminde yıllık ortalama %8,8 oranında artan ihracatımız 2000li yılların ilk on yıllık döneminde ise yıllık ortalama %15,2 oranında artış göstermiştir. 2003 yılında yıllık %31 oranında artan ihracatımız 2004 yılında da %33,7 oranında artarken 2007 ve 2008 yıllarında da sırasıyla %25,4 ve %23,1 oranlarında artış göstermiştir. Özellikle 2000’li yıllardaki ekonomik büyümemizin lokomotifi olan ihracatımız kendisine ulusal strateji ve politika dokümanlarında da yer bulmuştur.

Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonunda Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğinde hazırlanan ve Yüksek Planlama Kurulu’nun 6/6/2012 tarihli ve 2012/8 sayılı kararı ile yürürlüğe giren “2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı”nın vizyonu ilgili politika metninde “Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında 500 milyar dolar ihracata ulaşarak, ülkemizin dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasının sağlanması” olarak belirlenmiştir [1].… Yazının Devamını Oku

Dış Ticaret Kan Kaybediyor

Bilindiği gibi, resmi dış ticaret istatistikleri takip eden ayın son iş günü Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanırken ayın ilk iş günü ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ayrı ayrı olarak geride bırakılan ayın geçici dış istatistiklerini yayınlıyor. TİM tarafından birlik onay koduna tabi dış ticaret istatistikleri açıklanırken geriye kalan birlik onay koduna tabi olmayan işlenmemiş kıymetli maden ihracatı, bedelsiz ihracat, deniz ve hava taşıtlarına yapılacak teslimat kapsamında ihracat vb. kayıtları içeren geçici dış ticaret istatistikleri ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanmaktadır [1].

TÜİK’in açıkladığı resmi dış ticaret istatistiklerine göre [2] ihracatımız Haziran ayında %6,9 oranında azalırken ithalatımız ise %12,5 oranında düşüş göstermiştir. Yılın ilk yarısı itibariyle 2014 yılının aynı dönemine kıyasla ihracatımızda %8,2 oranında düşüş gözlemlenirken dış ticaret hacmimiz ise %9,8 oranında azaldı.… Yazının Devamını Oku