Son Eklenen Yazılar

Ekonofiziğin Tarihsel Gelişimi ve Kuantum Mekaniksel Formalizmin Getirileri

gorsel1

Klasik Fiziğin Temellerinden Ekonofiziğe
Geniş anlamıyla ekonofizik, fizik dalında geliştirilmiş olan kuram ve yöntemlerin ekonomiye uygulanmasını içeren bir araştırma alanı olarak nitelendirilir. Özellikle fiziksel sistemlerin modellenmesinde sıkça karşılaşılan stokastik (rastlantısal), doğrusal olmayan ve istatistik fiziksel yöntemler bu disiplinde önemli yer tutar [1].

Ekonofizikçiler, 1995’de H. Eugene Stanley’in “ekonofizik” adlandırmasını kullanmasından bu yana ekonomistler cephesinden gelen skeptik ve kimi zaman sert eleştirilere maruz kaldı. Ancak, finansal ağın ürettiği devasa boyutta verinin ve karmaşıklığın karanlığında, fizik disiplininden gelen bütüncül ve sistematik bakışın, ekonomideki teorik ve ampirik boşlukları doldurma potansiyelini göz ardı etmek haksızlık olacaktır. Bununla birlikte ekonofizik, geleneksel ekonomi kuramlarında kısıtlı bilgi veren homojen ajan – denge durumlarının ötesinde, heterojen ajan – denge dışı durum formülasyonuyla, daha gerçekçi bir modelleme gereksinimine yanıt olma iddiasında.… Yazının Devamını Oku

İktisadiyat’a Kısa Bir Bakış

munch.scream

İktisadiyat eli yüzü düzgün bilim (merkezde iktisat olmak üzere), felsefe ve toplum yazıları okumak isteyenler için değerli bir mecra. Bağımsız yazarların iktisadi kaygı gütmeden (yaygın ve yanlış kulla-nım bu, aslında kâr dürtüsünden söz ediyoruz, nihayetinde yazan da okuyan da bu işten haz/fayda aldığı müddetçe iktisadi kaygı vardır) sağladığı katkılarla büyüyen ve okuyucusunu doyuran, popüler-lik tuzağına düşmemeyi başaran bir atölye olarak görülebilir İktisadiyat. Biraz ileri giderek, çatısı, bordrosu, bürokrasisi olmayan bir düşünce kuruluşu (think tank) olarak görmek de mümkün.

İktisadiyat ekibi zaman içinde kâh daralarak kâh genişleyerek bugüne geldi. Bu yazıda İktisadiyat’ın geçmişine yönelik bir sayma egzersizi yapıyoruz. İktisadiyat’ın Blogspot’taki yayınından WordPress desteği ile kendi alan adı altında yayına geçtiği Kasım 2008’den 20 Mayıs 2016’ya kadar yayımladığı tüm yazılar alınıyor, biraz kes-yapıştır ile bu yazılara ait metaveriye şekil veriliyor; başlık, yazar, yayın tarihi, anahtar kelime verisi bir çalışma tablosuna giriliyor.… Yazının Devamını Oku

Afetlerle Kalkınma: Tecrübeler, Politikalar ve Beklentiler

KAPAK_2

Afetlerle Kalkınma: Tecrübeler, Politikalar ve Beklentiler” uzun erimli bir çalışmanın keyifli bir ürünü olarak Nisan-2016’da, Efil Yayınevi etiketi ile Sağlam KOBİ’nin destekleri ile raflarda yerini aldı. Türkçe literatüre önemli bir katkı niteliğinde olan bu çalışmanın ortaya çıkmasında çok değerli 19 yazarın emeği ve desteği var*.

Kitabın en önemli ayırdedici özelliği Türkçe’de bu konuda henüz çok yeni olan literatüre önemli bir katkı ve farklı bir perspektif katıyor olması. Çeşitli bakış açıları ile çok önemli ve bir o kadar da orijinal katkılar veren yazarlarımız sayesinde ortaya önemli bir çalışma çıkmış oldu. İkisi Japon olmak üzere 19 yazar tarafından kaleme alınan bu ortak çalışma umarız ki ikinci derleme kitap ile tamamlanarak ilgili alanda çalışanlar için bir kaynak oluşturur.

Bu kitabı, editörü olarak benim için özel kılan, akademik değeri ve anlamının çok ötesinde “duygusal” bir anlamı da var.… Yazının Devamını Oku

Akılcı İktisat ve Homo Agent

humans_evolve

“Bir iktisat teoreminin doğruluğu ve yanlışlığının nihai ölçü aracı
tecrübeden yardım almayan akıldır.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.811

Akılcı iktisat’ın model insanı; bugün anladığımız anlamda Homo Economicus değildir. Homo Economicus kavramı akılcı iktisatçıların kavramı değil, onun karşısındaki ekollerin yaftasının bir neticesidir. Akılcı iktisat insanı Homo Agent tür olarak görür. Yani “amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü” olarak…

Akılcı iktisat, insan türünü sadece bir açıdan eylemini mükemmel bir biçimde anlamlandırabilir: “Daha değerli olanı daha az olana tercih etmek”… Fakat görüldüğü gibi akılcı iktisat; değerli olanın ne olduğu hakkında tek bir ipucuna sahip olmadığı gibi daha az olanın ne olduğu hakkında da bilgi sahibi değildir. Bu bilgi eksikliği insanın biricikliğinden dolayıdır, cahil olduğumuzdan değil. Çünkü bireysel olan ne varsa biriciktir.… Yazının Devamını Oku

Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 2

Global Governance

‘Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 1’ başlıklı yazımda, küresel düzeydeki karmaşık ortamın adil bir küreselleşmeyle mi, yoksa küreselleşmeden dönüşle mi sonuçlanacağı sorusundan yola çıkmıştım. O değerlendirmede, küreselleşmeden dönüş anlamına gelebilecek ulusal reflekslerin sıklaşmaya başladığına dikkat çekmiştim: Ulus-ötesi pratikler ve anlamlar bir yandan sürüyor olsa da, diğer bir yandan ulusal temalar ve politikalar, bütünsel bir şekilde olmasa bile, önemlerini gösterecek şekilde gündeme gelebilmektedir. Devam niteliğindeki bu yazımda ise, küresel gerilimlerin katılımcı ve adil olarak çözülmesi konusunu değerlendirmekteyim.

Küresel çaptaki ekonomik, kültürel ve politik sorunlara yönelik katılımcı çözümün kurumsallaştırılabilmesi anlamıyla öne çıkan kavramlardan biri, küresel yönetimdir.

Küresel yönetim (global governance) kavramı [1], uluslararası kuruluşların daha etkin bir yönetim anlayışıyla kurumsallaşmasını ifade etmektedir. Stefan Schirm, küresel yönetim anlayışına ilişkin dört farklı yaklaşım olduğunu ileri sürmektedir [2].… Yazının Devamını Oku

Teknolojik Yetenek Transferi

kapak_yeni_olcu_expand

Sanırım bir kitabı tanıtmak için yazılabilecek alternatif yazılardan biri, belki de en ilginci kitabı kaleme alan kişi tarafından yazılmış olanıdır. Tam bu noktada ayrıntılı ama özet bir malumat sunmak ile reklam yapmak arasındaki ince çizgiyi korumak da işin esasını oluşturuyor sanırım. Bunu yapıp yapamayacağımdan emin olamadığım için bunu bir çeşit itiraf ya da öz eleştiri olarak da kabul edebilirsiniz.
Kitap, 2013 yılında sunulan-savunulan “Ulusal Teknolojik Yetenek ve Teknoloji Transferi ile İlişkisi: Türk İmalât Sanayi Örneği” başlıklı doktora tezine dayanıyor. Bu tezin kaleme alınmasında fikri düzeyde pek çok katkı sözkonusu. İsmen an(a)mayacak olsam da bu özel insanların hepsine müteşekkir olduğumu özellikle belirtmek isterim…
Çalışmanın ilham kaynağı, teknolojinin, teknolojiye kaynaklık eden bilginin ve ilişkili diğer faktörlerin iktisadi kalkınma ve büyüme açısından önemine ilişkin okumalar oluşturuyor.… Yazının Devamını Oku

Karşınızda Mutluluk, Rakamlarla…

görsel1

Daha önce biraz sorguladığımız mutluluk kavramına bu kez rakamlarla, iktisadi ölçütlerle bakalım. ‘’World Happiness Report- Dünya Mutluluk Raporu’’ 20 Mart mutluluk günü öncesinde yayınlandı. Gelin, kısa bir değerlendirme yapalım.
Öncelikle raporu ilgilenen arkadaşlar, http://worldhappiness.report/ bu uzantıdan edinebilirler. 2012’den bu yana kişisel çabalarla hazırlanan bu rapor, 2017 raporu hazırlığı sırasında bu kez bir güncelleme ile 2016 ‘da hazırlanmış. Yıllardır binlerce kişi çalışmaya katılmakta. Katılımcılara ‘’Cantril Merdiveni’’ sorusu şöyle yönlendiriliyor; 0’dan 10’a kadar yükselen bir merdiven hayal ediniz. Yaşamınızı merdivenin hangi basamağında konumlandırırsınız/ hangi basamakta olduğunuzu hissediyorsunuz? Mutluluk seviyesinin kazananı 2013’te de birinci olan fakat 2015’te üçüncülüğe gerileyen Danimarka. 7.52 ile birinciliği yeniden alan Danimarka’yı, 7.50 ile İsviçre takip ediyor. İkisi hariç ilk onu sırasıyla, İzlanda, Norveç(en yüksek k.b.d.g. ile), Finlandiya, Kanada, Hollanda, Yeni Zelanda, Avustralya ve İsveç oluşturuyor.… Yazının Devamını Oku

Kötü Bilgi İyi Bilgiyi Döver Mi?

Bu yazıyı yazabilmek için birkaç gündür farklı kanalların haber programlarını takip ediyordum. Haber programlarının ağlanacak durumunun farkındaydım ama sırf yazdıklarımın arkasında durabileyim diye kendimi denek olarak kullandım ve haber programlarındaki kötü, gereksiz bilgi dalgalarına maruz kaldım. Etkisi hala üzerimde ama yavaş yavaş toparlanıyorum. Bu süre zarfındaki en komik, en tuhaf haber (bilgi demeye dilim varmadı) şüphesiz A Haber’den Mevlüt Yüksel’in ZDF konulu video kaydıydı. Bu kaydı izledikten sonra, zaten epeydir kafamı kurcalayan “neden gözlemlenen yanlış ya da yararsız bilgi miktarında ciddi bir artış var ve bu tür bilgi topluma daha hızlı yayılıyor” sorusu üzerine araştırma yapma isteğim depreşti. Henüz çok ciddi bir araştırma yapmadım ama konu hakkındaki genel düşüncelerimi ve bazı bilimsel bulguları sizinle bu yazıda paylaşmak istiyorum.

Mevlüt Yüksel’in fenomen kaydı ya da Esra Erol’un evlilik programındaki damat adaylarından birinin gelin adayını hamile bırakması gibi haberleri düşünün.… Yazının Devamını Oku

Nereye Yapacağız?

ali-sabanci

Hello World

Merhabalar iktisadiyat.com, tanışacağımıza memnum oluyorum. Severek okuduğum bu oluşumun parçası olmak benim için önemli bir gurur. Umarım var olan dergi kültürünü ve yazı kalitesini bir miktar tutturabilirim. Bir dostum, yarı akademik makalelerin amacı kafa karıştırmak ve insanları okumaya teşvik etmek olduğunu söylemişti. Sanırım benim bu platformdaki yazılarımdaki ana gayem de bu olacak. Her iktisatçı gibi çok kalın harflerle yazılan büyük büyük soruları alıp, öyle de olur böyle de olur cevabını çokça vereceğimi düşünüyorum, bakalım. Umarım okuyanların hayatından sonuç itibariyle 10 dakika çalmış olmam.

Geçen gün (Yazıyı yazmakta geciktiğim için geçen gün geçen ay oldu^) bir internet sitesinde gördüğüm “Ali Sabancı’nın ‘ek gelir’ hayalleri: Uçakta tuvalet paralı olabilir” haberi beni şu genel soruyu sormaya itti: “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketiciye zarar verir mi?”.… Yazının Devamını Oku

Sürprizci Enflasyon

intro

Her iktisat mezunu en azından arkadaş kitlesinin ve akrabalarının ekonomisti olmakla mükelleftir. Bu olay henüz lisans sürecinde ebeveynlerin ya da büyük eniştenin “parayı neye yatırsak”, “dolarları satayım mı”, “altın sence ne olur” gibi sorularıyla başlar. Ben 2005’te iktisat lisans eğitimime başladığımdan, 2005’ten beri bu tür sorularla karşılaşıyorum. Ancak son iki senedir benim soru soran kitleme bir şeyler oldu, bir şeyler değişti beni ekonomist kılan insanlarda. Yaşlıca bir akrabam FED kararlarının avro-dolar paritesi üzerindeki olası etkilerini sordu mesela. Yok artık, diyesim geldi ama yutkunduktan sonra elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Bugün de birkaç arkadaşım ve marketteki kasiyer Arzu abla Şubat ayı enflasyonu ile ilgili soru yağmuruna tuttu beni. Beni en çok şaşırtan, marketteki ablanın enflasyon verisinin açıklandığını benden önce bilmesiydi. Utandım, verileri bilmediğimden cevap da veremedim.… Yazının Devamını Oku