Son Eklenen Yazılar

Kötü Bilgi İyi Bilgiyi Döver Mi?

Bu yazıyı yazabilmek için birkaç gündür farklı kanalların haber programlarını takip ediyordum. Haber programlarının ağlanacak durumunun farkındaydım ama sırf yazdıklarımın arkasında durabileyim diye kendimi denek olarak kullandım ve haber programlarındaki kötü, gereksiz bilgi dalgalarına maruz kaldım. Etkisi hala üzerimde ama yavaş yavaş toparlanıyorum. Bu süre zarfındaki en komik, en tuhaf haber (bilgi demeye dilim varmadı) şüphesiz A Haber’den Mevlüt Yüksel’in ZDF konulu video kaydıydı. Bu kaydı izledikten sonra, zaten epeydir kafamı kurcalayan “neden gözlemlenen yanlış ya da yararsız bilgi miktarında ciddi bir artış var ve bu tür bilgi topluma daha hızlı yayılıyor” sorusu üzerine araştırma yapma isteğim depreşti. Henüz çok ciddi bir araştırma yapmadım ama konu hakkındaki genel düşüncelerimi ve bazı bilimsel bulguları sizinle bu yazıda paylaşmak istiyorum.

Mevlüt Yüksel’in fenomen kaydı ya da Esra Erol’un evlilik programındaki damat adaylarından birinin gelin adayını hamile bırakması gibi haberleri düşünün.… Yazının Devamını Oku

Nereye Yapacağız?

ali-sabanci

Hello World

Merhabalar iktisadiyat.com, tanışacağımıza memnum oluyorum. Severek okuduğum bu oluşumun parçası olmak benim için önemli bir gurur. Umarım var olan dergi kültürünü ve yazı kalitesini bir miktar tutturabilirim. Bir dostum, yarı akademik makalelerin amacı kafa karıştırmak ve insanları okumaya teşvik etmek olduğunu söylemişti. Sanırım benim bu platformdaki yazılarımdaki ana gayem de bu olacak. Her iktisatçı gibi çok kalın harflerle yazılan büyük büyük soruları alıp, öyle de olur böyle de olur cevabını çokça vereceğimi düşünüyorum, bakalım. Umarım okuyanların hayatından sonuç itibariyle 10 dakika çalmış olmam.

Geçen gün (Yazıyı yazmakta geciktiğim için geçen gün geçen ay oldu^) bir internet sitesinde gördüğüm “Ali Sabancı’nın ‘ek gelir’ hayalleri: Uçakta tuvalet paralı olabilir” haberi beni şu genel soruyu sormaya itti: “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketiciye zarar verir mi?”.… Yazının Devamını Oku

Sürprizci Enflasyon

intro

Her iktisat mezunu en azından arkadaş kitlesinin ve akrabalarının ekonomisti olmakla mükelleftir. Bu olay henüz lisans sürecinde ebeveynlerin ya da büyük eniştenin “parayı neye yatırsak”, “dolarları satayım mı”, “altın sence ne olur” gibi sorularıyla başlar. Ben 2005’te iktisat lisans eğitimime başladığımdan, 2005’ten beri bu tür sorularla karşılaşıyorum. Ancak son iki senedir benim soru soran kitleme bir şeyler oldu, bir şeyler değişti beni ekonomist kılan insanlarda. Yaşlıca bir akrabam FED kararlarının avro-dolar paritesi üzerindeki olası etkilerini sordu mesela. Yok artık, diyesim geldi ama yutkunduktan sonra elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Bugün de birkaç arkadaşım ve marketteki kasiyer Arzu abla Şubat ayı enflasyonu ile ilgili soru yağmuruna tuttu beni. Beni en çok şaşırtan, marketteki ablanın enflasyon verisinin açıklandığını benden önce bilmesiydi. Utandım, verileri bilmediğimden cevap da veremedim.… Yazının Devamını Oku

Şeyh Bedreddin’den Brezilyalı Topraksızlar’a Sosyalist Praksis

gorsel1

“Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.”

Toprak, Kozmos’un karmaşık bir alt bileşeni olarak, insanın maddi varoluşunun zeminini sağlayan öğeleri barındırır. Dönüşümü ve geçişliliği olanaklı kılar. Bu olgu, birçok dini metin ve referansta yaratılış-insan ilişkisinin temelini oluşturur. Örneğin, İbranice’de Adam (Adem) – ilk insan, Kızıl Toprak anlamına gelir. Bu fiziksel bağla birlikte, verili maddi düzeni olumsuzlayıp kültürelleşen ve ussallaşan Homo Sapiens, gereksinimlerini karşılamak için toprağı işleme ve ondan beslenme Hakkına sahiptir. Ve bu Hak, ancak insanın feodal kalıntılar ve kapitalizm gibi usdışı düzenleri tarihin çöplüğüne yollayarak, toprakla barışçıl/uyumlu bir birlik oluşturmasıyla bazıları için değil Herkes için Hak olarak gerçek kavramına yakınlaşabilecektir.

Ben gayri zuhur ve huruç edeceğim
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvvetli ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptal edeceğiz…

Sosyalist-komünist fikirlerin tohumlarının günümüzden yüzlerce yıl önce atıldığını biliyoruz.… Yazının Devamını Oku

Kelimelere Bahar Temizliği ve Edepli Saygısızlık

onur_aktas_

I. Truva atı kavramlar

Kelimeleri bir güzel yıkamak lazım… Kelimeler de zaten kaplara benziyor. İçerisinde bir takım anlamlar var. Ama bu anlamlar çoğu zaman küflenmiş ve kokuşmuş. O yüzden bu kelime kaplarını açıp içlerini bir güzel havalandırmalı, bozuk ve küflenmiş anlamları döküp, yerine de güzel anlamları koymalıyız ki bu kelimeler bir güzel tazelensinler. Kelimelerle hayatlarımızı sürdürdüğümüz düşünülürse arada bir kelimelere bahar temizliği ve bakım önemli…

Kelimelerle ilgili ilk sorular: Ne söylüyoruz? Ne yazıyoruz? Ne anlıyoruz? Aynı dili konuşuyoruz, kullandığımız kelimeler de aynı, fakat gerçekten ne anlıyoruz? Örneğin cümlelerimizde “ağaç”, “elma”, “kalem” gibi kelimeler var. Böylesi görece ne anlattığı net kelimeleri kullandığımızda bile -kaldı ki günlük hayatlarımızı daha da belirsiz kavramlarla sürdürüyoruz- birebir anlaşmak diye bir şey acaba mümkün mü? (Zaten bu yazının tali amaçlarından birisi de kelimelerin anlamları konusundaki rahatlığımızın üzerine soru işaretleri koymak).… Yazının Devamını Oku

İki Modelin Hikâyesi: Yapısal Biçim, İndirgenmiş Biçime Karşı

Economics-Teacher-From-Ferris-Bueller-Day-Off

Başlamadan not: Başlıkta yapmak istediğim şey, geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir arkadaşımın yönlendirmesi sayesinde farkına vardığım hüzünlü bir gerçeğe dikkat çekmek. Bir nevi “kamu spotu” olarak da değerlendirebilirsiniz bunu. Google scholar’da başlığında “A Tale of Two” geçen makaleleri aratınca karşınıza 2 milyon 210 bin [1] sonuç çıktığını biliyor muydunuz? Tamam bilimsel metoddur şudur budur; sonuca atlamadan dikkatli olmak, daha fazla araştırma yapmak lazım. “A Tale of Two”yu tırnak içine alıyorum, yine de 306 bin [2] sonuç çıkıyor arkadaş! Hadi cömert bir çıkarımla bunların 26 bininin gerçekten Charles Dickens’ın ölümsüz eserini* inceleyen akademik çalışmalar olduğunu varsayalım. Aynı tornadan çıkmış 280 bin başlık eder! Ahali, bu hususta gerçekten sesimizi çıkarmamız lazım. Hadi bunların bir kısmı gerçekten başlığına layık; mesela Balinski & Sönmez’in “A Tale of Two Mechanisms” makalesi var, şimdi haklarını yemeyelim, başlığının hakkını veriyor.Yazının Devamını Oku

İki Yeni Yazar

İktisadiyat ailesi 2016 yılına iki yeni yazarla merhaba diyor!

Arda_GitmezA. Arda Gitmez: Lisans ve Yüksek Lisans eğitimini Koç Üniversitesi’nde tamamlayan Arda, halen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü – MIT Ekonomi Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdürüyor. İlgi alanları arasında teorik iktisat ve politik iktisat bulunmaktadır.

 

 

 

11070218_10153271134285572_4711100563505100046_nÖmer Karaduman: Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nden alan Karaduman, 2014 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü – MIT Ekonomi Bölümü’nde doktora çalışmalarına başlamıştır. Halen aynı üniversitede çalışmalarını sürdüren Karaduman’in ilgi alanları arasında yapısal endüstriyel organizasyon ve uygulamalı iktisat teorisi konuları bulunmaktadır.

 

 

 

Ömer ve Arda’nın yazılarını heyecanla bekliyor ve kendilerine aramıza hoş geldiniz diyoruz!… Yazının Devamını Oku

Aman Petrol, Derdime Bir Çare!

öne çıkan görsel (quiet-environmentalist.com)

Hepimizin takip ettiği gibi petrol fiyatları 2014 yılının ortalarından itibaren keskin bir düşüş eğilimine girdi ve son dönemlerde 11 yıl önceki fiyatlarına denk seviyelerde işlem görmekte. Öyle ki, Brent petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 37 dolardan işlem görürken bu seviye en son 9 Temmuz 2004 tarihinde görülmüş.

Grafik 1: Brent Petrolün Amerikan Doları Cinsinden Varil Fiyatı

grafik1

Kaynak: Thomson Reuters

WTI petrol fiyatı ise Brent petrole benzer bir eğilim izlemiş ve bugün itibarıyla o da 37 dolardan işlem görüyor. WTI petrolünün varil fiyatı 5 Mart 2004 tarihinde de 37 dolar seviyelerindeydi (Brent ile WTI petrollerinin varil fiyatlarının bu denli birbirine yakınlaşması, başka bir çalışmanın konusu olarak değerlendirilecektir).… Yazının Devamını Oku

Arkeolojik Kalıntılar ve Tarihsel Veriler Işığında: Praksiyoloji Bilimi

serkan_kiremit

“Tarihsel bilimlerin konusu geçmiştir. İnsan eylemleri için, yani,
gelecektekiler için de geçerli hiçbir şey söyleyemez.
Tarihin çalışılması insanı akıllı ve sağduyulu yapar.
Fakat bizzat kendisi somut işleri yapmakta kullanılabilecek
bir bilgi ve yetenek vermez.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.34

Praksiyoloji bilimi net ve açık ifadeyle genel insan eylemleri bilimidir. Praksiyoloji bilimi insan eylemlerinin evrensel ve zamanlar üstü tarihidir. Praksiyoloji bilimi insanı Homo Sapiens Sapiens (Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan türü) olarak değil, HOMO AGENT (Amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü) olarak görür. Praksiyoloji bilimine göre eylemsizlik durumu yani ulaşılması en mümkün olan şeye dahi kılını kıpırdatmamak HOMO AGENT insan türünün amaçlarına ulaşmak için kullandığı bilinçli eylem seçimidir. Kısaca karşı duran bir iradi-eylem aracını kullanan kişi de HOMA AGENT türdür.… Yazının Devamını Oku

“İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar”*

Web

İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar bir buçuk senelik bir çalışmanın ardından Kasım 2015’te piyasaya çıktı. İmge Kitabevi tarafından basılan kitap, ilk ayında yayınevinin en çok satılan kitabı olmuş, ilk baskının da yarısından çoğu tükenmiş bile. Bunda Türkiye’de davranışsal iktisada olan ilginin artmasına rağmen basılı Türkçe kaynakların birkaç akademik makale ve bazı çeviri kitaplarla sınırlı olmasının etkisinin olduğunu düşünüyoruz. Bu rakamların yanısıra Mağfi Eğilmez, Uğur Gürses gibi Türkiye’nin saygın ekonomistlerinin çalışmamız hakkında söylediği güzel sözler de bizi mutlu ediyor. Dileriz bu kitap, ülkemizde davranışsal iktisada olan ilginin artmasına yardımcı olur. Kitabımız hakkında biraz bilgi vereyim:… Yazının Devamını Oku