Son Eklenen Yazılar

“İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar”*

Web

İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar bir buçuk senelik bir çalışmanın ardından Kasım 2015’te piyasaya çıktı. İmge Kitabevi tarafından basılan kitap, ilk ayında yayınevinin en çok satılan kitabı olmuş, ilk baskının da yarısından çoğu tükenmiş bile. Bunda Türkiye’de davranışsal iktisada olan ilginin artmasına rağmen basılı Türkçe kaynakların birkaç akademik makale ve bazı çeviri kitaplarla sınırlı olmasının etkisinin olduğunu düşünüyoruz. Bu rakamların yanısıra Mağfi Eğilmez, Uğur Gürses gibi Türkiye’nin saygın ekonomistlerinin çalışmamız hakkında söylediği güzel sözler de bizi mutlu ediyor. Dileriz bu kitap, ülkemizde davranışsal iktisada olan ilginin artmasına yardımcı olur. Kitabımız hakkında biraz bilgi vereyim:… Yazının Devamını Oku

Rothbard’tan Hayek’e: “Fuck You!!”

hayek-and-rothbard-1976-smaller

Bir süre önce, dosyaları karıştırırken elime Friedrich Hayek’in “Two Types of Mind” adlı makalesinin fotokopisi geçti. Fotokopiyi zamanında Mises Enstitüsü’ndeyken çekmiştim. Mises Enstitüsü, Avusturya iktisatçısı Ludwig von Mises’in adını taşıyan ve Alabama’da bulunan liberal bir düşünce kuruluşu. Fotokopiyi çekmemin nedeni, makalenin üzerinde Murray Rothbard’ın notlarının olmasıydı. Bir iktisatçının başka bir iktisatçı hakkındaki düşüncelerini onun makalelerinden ya da kitaplarından okuyarak öğrenebilirsiniz. Ama özel notlarını, hem de hayli açık olanlarını bulup okumak ender gerçekleşen bir şeydir.

Notları bulmam tesadüfen oldu. O esnada ilgilendiğim bir şey için Hayek’in makalesi lazım olunca kütüphaneye gittim. Makalenin olduğu kitabı raftan aldığımda, kitabın Rothbard’a ait olduğunu gördüm. Ön kapağın arkasında kitabın Rothbard koleksiyonuna ait olduğunu gösteren bir çıkartma vardı. Tesadüf eseri Rothbard da benim aradığım makaleyi okumuş ve üzerine notlar almıştı.… Yazının Devamını Oku

Küreselleşme ve Ulusların Gündemi – 1

Deglobalization

‘Hava kurşun gibi ağır’ deyişinin düşündürdüğü gibi, dünya yine zor zamanlardan geçiyor. Üretim ve ticarette daralmalar, çalışma koşullarının ağırlaşması, yoksulluğun artması, göç dalgaları, teknolojik ve sosyal riskler, politik, kültürel ve askeri çatışmalar gibi toplumsal sorunlar, küresel düzeyde gündemin baş konuları olarak göze çarpıyor. Özellikle politik solun bir savı olarak, bütün bu sorunların kapitalist küreselleşmenin eşitsiz ve düzensiz yapısının sonucu olduğu düşünülebilir. Bu süreçten çıkış yolu adil bir küreselleşme midir; yoksa küreselleşmeden dönerek yeniden ulus-toplum ya da ulus-devlet inşası mıdır? Bu soruya verilecek yanıt, küreselleşme tanımlanırken ulus-devletin konumunun ne olduğuyla ilişkilidir.

Küreselleşme olgusunu anlamak için ulus-devlet kurumuyla ilgili şu iki kavrama bakmakta yarar vardır: ‘Uluslararası’ ve ‘ulus-ötesi’…… Yazının Devamını Oku

İyi Sonuç İyi Başlangıcın Ürünüdür

öne çıkan görsel (prlog.org)

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, öbürleri de yanlış gider.
Giordano Bruno

Klişe gibi gelse de hepimiz biliriz ki başlamak bitirmenin yarısıdır. Yola çıkmadan önce etraflıca düşünülüp tasarlanıp da atılmış sağlam bir adım, sıradaki adımların da en az aynı sağlamlıkta birbirinin peşi sıra geleceğinin habercisi gibidir. Hayatın her alanında bir işe kalkışırken başlangıcı güzel yapmak isteriz. 1 Ocak’ın ilk saniyelerini en güzel anlardan biri yapmak isteriz, yeni yıla nasıl başlarsak öyle gider diye. İlk iş günümüzü en güzel şekilde bitirmek isteriz, yine nasıl başlarsak öyle gider diye. İşte sadece bireyler değil ülkeler de bu başlangıç konusunu hayli önemsiyor artık. Hele ki konu bir de işe başlangıç ise…

Dünya Bankası her ayın güz aylarında ülkelerin işe başlayış performanslarını ölçtüğü Doing Business Raporu’nu yayınlıyor; seçilmiş kriterlerin sistematik bir şekilde ağırlıklandırılmasından sonra ülkelerin işe başlayış süreçlerini ne ölçüde başarı ile yürüttükleri ile ilgili bir endeks ortaya koyuyor [1].… Yazının Devamını Oku

Konumuz: Mutluluk

foto_1-zeliha

Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?
Nazım Hikmet Ran

Gündemin ve son zamanlardaki iktisadi yazıların arasına bir mola olarak giriyor ve kafaları karıştırmaya birçok soru sormaya geliyorum. İktisadiyatta da üzerine az eğilmediğimiz bir konudur malumunuz mutluluk, tıpkı tüm dünyanın ve zamanların merak konusu olduğu gibi. Özellikle son yıllarda, çokça sorulan sorular; Nasıl mutlu olacağız? Mutluluğumuzu nasıl sürdüreceğiz? Ya da en temelde asırlardır değişmeyen soru; ‘’Mutluluk nedir’’ sorusunu bize sorduran ne? Yoksa hepimiz sonsuza kadar yaşamayı araştırırken, bir de sonsuza kadar mutlu yaşamanın mı peşindeyiz? Her şeyden haz almak zorunda mıyız? Mutsuzluk bir başarısızlık kaynağı mı? Yoksa vicdanını yitirmiş dünyanın vicdansız ama mutlu gözüken hallerine ortak olmak ve her ânı mutluymuş gibi herkese sunulan bir gösteri olarak konumlandırmak derdinde miyiz? Her geçen gün, sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok yerinde artan anti-depresan kullanımı ve depresyon teşhisi ile sorumluluğun sadece bireyin kendisine, kendi başarısızlığına atıldığı; bu yüzden bireyin bu başarısızlığı gerekli çabayı yani tüketimi sağlayarak, reklamlardan öğrendiği hazır mutluluğa erişmesi ile telafi etmesi gerektiği günümüz dünyası… Sonsuza kadar haz dolu, acıdan uzak, mutluluk uyuşukluğuyla yaşamayı isteyen modern dünya… Nerede o Aristo’nun kutsal erdeminde aradığı mutluluk… Sahip olmanın hep daha fazlasına, arzu etmeninse hep daha fazla arzu etmeye vardığı ve bu yüzden hedonizmin yarattığı mutluluğun gelip geçici olduğunun farkında değil mi kimse?… Yazının Devamını Oku

Kültür Mantarı

resim 1 (kaynak wikimedia.org)

Başlığı gördüğünüzde aklınıza geçen günlerde üzülerek takip ettiğimiz doğada zehirli halde bulunan mantarlar gelse de bu sefer konu biraz farklı. Türkiye İstatistik Kurumu daha önce “Kültür İstatistikleri” başlığı altında yayınladığı kültürel miras istatistiklerini bugün ilk defa ayrı bir başlık olarak yayınladı. Kültürel miras alanında 2010-2014 dönemine ve 2014 yılına ilişkin ayrıntılı sonuçlara yer verilen bültenin sonuçlarının kamuoyuna daha erken ve ayrıntılı ulaştırılması amacıyla ayrı bir başlık altına taşındığı ifade edilmektedir [1].

Tarih boyunca birçok uygarlığı misafir etmiş ülkemizde 2010 yılında 334 olan toplam müze sayısı 2014 yılı sonu itibarıyla 392’ye yükselirken Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerin sayısı 185’ten 192’ye; özel müzelerin sayısı ise 149’dan 200’e yükseldi. 2010-2014 döneminde Bakanlığa bağlı müze sayısı %3,8 oranında artarken özel müzelerin sayısı ise %34,2 oranında artarak dikkat çekti.… Yazının Devamını Oku

Pizza: Rasyonellik ve Firmalar

pizza-stock

Sınırlı rasyonalite modelleri genel olarak firmaların rasyonel, müşterilerin ise sınırlı rasyonel olduğu varsayımına dayanır.

Öte yandan, firmalar, özellikle küçük ölçekli firmalar hem pazar tecrübesi sınırlı, hem de gerekli datayı rasyonel bir şekilde işleyecek kapasitelerden yoksun olabilir. Bu firmaların ölçüsü küçük olsa da, sayı itibariyle özellikle bazı sektörlerde veya kapital birikimi yoğunlaşmamış pazarlarda önemli bir kalemi oluşturabilirler.

Bu tür pazarlarda, hem firmalar hem de tüketiciler sınırlı rasyonalite kurbanı olabilir.… Yazının Devamını Oku

Edebî İktisat Şatosu*

edebiyattaki-iktisat

Öncelikle hoş geldiniz!

Burası bir şato ama burayı Ortaçağ’dan kalma gotik bir yer ya da derebeylerin kalelerine benzer bir savunma yeri gibi düşünmeyin. Burası sizin zihninizde bulunan ve iki disiplinin, edebiyat ve iktisadın birbirine dolanan yollarına çıkan bir derya deniz aslında. Bu şatonun her bir kapısı aslında bir kitap kapağıdır ve her kapağı çevirdiğinizde farklı edebi eserlerin dönemi anlamaya yardımcı olacak değerlendirmeleri, özgün bakış açılarıyla karşınızda olacaktır. Bu yazı ise şatodaki kapıların arkasını keşfederken size yalnızca küçük bir rehber olacak.

İktisattaki Edebiyat birbirinden uzakmış gibi görülen iki dalın çok katmanlı bir bileşimini konu alan bir kitap. Farklı disiplinlerin de bir arada bulunduğu, somut analizlerle edebiyat ve iktisat arasındaki önemli birlikteliği inceliyor. Kitabın özellikle tarihsel bağlamı ele alınan dönemle ilgili bilgiler verilirken yerli yerine oturtmada ve iktisadi çıkarımları anlamada okuyucuya rehber olduğunu görebiliyoruz.… Yazının Devamını Oku

Neye Göre, Kime Göre 2: Nasıl Bir İhracat İstiyoruz?

resim1

2 Mart sabahı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin bir gün önce açıkladığı Şubat ayı ihracat verilerini yorumlamak üzere bilgisayarımın başındaydım. Yorumlamaya başlamadan önce açıklanan verilerin basında ya da sosyal medyada nasıl yer aldığına bakmak istemiştim. Bir haber kanalının web sayfasındaki ihracatla ilgili haber başlığı dikkatimi çekti: İhracat verilerinde artış. O ana kadar, “neye göre, kime göre” adlı yazı dizimde ihracat konusuna değinmeyi planlamıyordum. Başlıkta bir hata vardı, çünkü Kasım 2014’ten beri Türkiye’nin ihracatı bir düşüş dönemine girmişti. Haberin başlığında Şubat 2015 ihracatında artış olduğu belirtiliyordu ama haber metninde bir önceki yılın aynı ayına göre düşüşten bahsediliyordu. Artan neydi peki? İhracat verilerine yeni bir gözlem eklenmesinin sevincini mi paylaşmıştı haber kanalımız okurlarıyla? Şaka bir yana, bir yazım hatası vardı ve bu hatayı sonradan düzelttiklerini kontrol ettim (Şekil 1).… Yazının Devamını Oku

AR-GE’nin Yolu Konuya Odaklanmaktan Geçiyor

resim1 (argeinovasyon.org)

“Eğer müşterilerime ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı bir at derlerdi.”
Henry Ford

Daha hızlı bir at yerine motorlu bir araç tasarlayarak otomobili icat eden Henry Ford ya da çağdaşlarından bambaşka bir düşünce yapısı ile bir garajda 2014 itibarıyla 1 milyar ürüne ulaşan bir markayı ortaya çıkaran Steve Jobs gibi günümüzde de artık birçok insan inovasyonun öneminin farkında. İş dünyası gün geçmiyor ki daha yenilikçi bir anlayış ile ürünlerini yeniden tasarlamasın ya da yeni yatırımlara yelken açmasın. Yenilikçiliğin geliştirilmesi için gereken en önemli hususlardan biri ise sizin de malumunuz araştırma ve geliştirme çalışmalarına gösterilen önem. Peki, ülke yönetimleri yeniliğe, yenilikçiliğe yönelik harcamalara nasıl yaklaşıyor?
OECD’den elde edilen en güncel verilere göre 2013 yılı itibarıyla ülkelerin AR-GE harcamalarının GSYH içerisindeki paylarına bakıldığında İsrail’in %4,21 ile ilk sırada olduğu görülmekte.… Yazının Devamını Oku